h Dolar 12,4902 %3.08
h Euro 14,1202 %3.08
h BIST100 1.776,41 %-2,35
a İmsak Vakti 06:26
İstanbul 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

I. Dünya Savaşı’nı Başlatan Suikast Nasıl Oldu da Japonya’nın Rakunlar Tarafından İşgal Edilmesine Neden Oldu?

Bir sistemin başlangıç verilerindeki çok küçük şansın dönmesi bile kaos teorisinde büyük ve öngürlemez sonuçların ortaya çıkmasına neden olur. Konuyu en basit şekilde anlatmaya çalışan Edward N. Lorenz’in meşhur örneğinde, Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpmasının ABD’de fırtınalara neden olabileceği söylenir. bu nedenle de bu duruma kelebek etkisi adı verilmiştir.

Kelebek Etkisi yazı dizimizde çok minik etkiye sahip veya fazla basmakalıp gözüken olayların nasıl büyük etkiler yarattıklarını açıklayacağız. zaman zaman Dünya Savaşları’na gidecek, bazen farklı ülkelerde bazı olayları inceleyeceğiz. Serideki ikinci durum ise, bir hatalı dönüşün Japonya’nın başına rakunları bela etmesi.

Dönme işte oradan, dönme…

franz ferdinand ve eşi

Birinci Dünya Savaşı’nın fitilini ateşleyen durum olarak Franz Ferdinand suikasti gösterilir. Franz Ferdinand için suikast girişiminde bulunacak olan Gavrilo Princip sahiden Ferdinand’ı dövme fırsatı bulamayacaktı. hatalı dönüş yapması sebebiyle Princip amacına ulaşabildi.

Bu olayın gerisinde da Birinci Dünya Savaşı başladı. Savaştan sonradan kaybeden ülkelerin fazla ağır yükler altına girdiği antlaşmalar yapıldı. Türkiye olarak bize dayatılan Sevr gibi anlaşmaları yırtıp attık ve yeni bir ülke kurmayı başardık. Avrupa’da ise bunu yapabilen başka biri olmadı. O dönemde antlaşmaları değerlendiren kişiler, “Bunlar barışma anlaşması yok, 20 yıl sonraki savaşın temelleri” demişti. 

Birinci Dünya Savaşı’nda savaşmış, yapılan anlaşmalardan dolayı mutsuz bir Alman askeri daha sonra faşizm olarak bilinen yönetim felsefesiyle yeni bir dönem başlatacak ve etrafına da kendisi gibi askeri süper şiddet elde etmek isteyecek başkalarını toplayacaktı.

Bunlardan biri de Japonya oldu

japonya 2. dünya savaşı

Genelde Nazilerin gaddarlıklarını bilsek de İkinci Dünya Savaşı, Asya’da mutlak bağımsızlık kurmak isteyen Japonya’nın da pek fazla insanlık dışı harekatına sahne olmuştu. Amacı bölgedeki adaları ve Çin’in büyük kısmını işgal etmekti. Düşmanımın düşmanı benim dostumdur diyerek Naziler ile birlikte savaşa girmişti. 

Savaşın sonucunu ve atılan atom bombalarını hepimiz biliyoruz. Çok bilinmeyen şey ise Japonya’nın idareli yaklaşımları. Japonya çok uzun zaman her tarafında kapalı bir ekonomiyle ilerlemiş ve çok az sayıda ülkeye ticari imtiyazlar vermişti. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ülkenin bir numaralı ticaret ortağı ABD olmuştu.

Bu dönemde ABD, elindeki fazla ürünleri Japonya’ya satıyor, Japonların bu ürünleri kullanarak ürettiği yeni ürünleri satın aldı ve sonradan onları dönüştürüp sattı. Bu döngüyü gördüğümüz o kadar çok ürün da (Evet Transformers da bunlardan biri, vallahi yazacağım, söz!) bu durumun en önemli örneklerinden biri mangalar oldu.

Mangalar Amerikan mı? Ne?

manga

Mangalar tabii ancak Amerikan yapımı değil, fakat ilhamlarından biri kuşkusuz Amerikan çizgi romanları yani comics. Japonlar, o dönemde ucuz gösteri olan çizgi romanları kendi toplumlarına entegre etti. Bu entegrasyonun sonucu olarak da mangalar ortaya çıktı ve koskocoman popülerliğe ulaştı. Hatta mangalar vakit içerisinde dünyanın kalanında da büyük galibiyet yakaladı. 

Bu mangalar vakit içerisinde epeyce çeşitlendi, çok öbür türlerde içerikler sunmak için kullanılmaya başlandı. Günümüzde aklınıza gelen herhangi bir fikirle ilgili bir manga ya da anime bulabiliyorsunuz. Ekmek gerçekleştirmek üstüne bile anime olan günümüzün tersine, eski dönemde daha alışılageldik hikayeler anlatılıyordu. Bunlardan biri de hikayemizin kahramanı…

Rakun Rascal bir eğilim başlattı

rascal the raccoon

Rakunlar çok şirin canlılar olsalar da özünde Kuzey Amerika’ya ait canlı türleri. Diğer bir bölgede daha önce görülmüş bir nesil değiller. Japonya’nın kendi ekosistemi içerisinde de rakunlar yer almıyor. Japon halkı bu şirin canlıları haliyle tanımıyordu, ta ki 1977 yılına değin.

O yıl, Nippon Animation kadar hazırlanan Rakun Rascal (Araiguma Rasukaru) yayınlandı. 20. yüzyılın başında Wisconsin’de geçen hikayede başrolde bir çocuk ve Rascal adını verdiği rakun bulunuyordu. Çocuk, annesi avcılar tarafından öldürülen rakunu evcil hayvan olarak yanına alıyordu. Kendi ailesini kaybettikten daha sonra rakunla arasında bir bağ kurulsa da hayvanın vahşi doğası zamanla işleri fazla zorlaştırıyordu.

Anime koskocoman bir galibiyet elde etti. Japonya’daki derhal herkes evcil hayvan olarak bir rakun almak istedi. İstemekle de kalmadı ve bir sürü rakunu ülkeye getirttiler. Dönemin ABD’lileri de durduk yere ihraç edecek bir ürün buldukları için durumu sonuna kadar destekledi. 

Gelin görün ama cümbür cemaat evcil hayvan bakamaz

rakun

Ne yazık fakat insanların geçmişine baktığımızda evcil hayvan bakımı konusunda çok da başarılı bir tür olmadıklarını görüyoruz. Bu koşul Japonya’da da ayrı olmadı. Bir zaman daha sonra da evcil hayvan olarak alınan rakunlar evlerden atıldı, atılmayanların da çoğu kaçtı. Halbuki “Sen Japonsun bir defa, akıllısın” dediğimiz Japonlar, “doğası gereği evcil hayvan olamayan rakun” temalı bir anime ile bu gaza gelmişti. 

Rakunları barbar doğaya salma planı ise böylece de başarılı olmadı. Doğal bir düşmanı olmayan rakunlar, adadaki ekosistemin olarak canına okumaya, bir engelle karşılaşmayan her cins gibi çoğaldıkça çoğalmaya başladı. 

Rakunlar öncelikli olarak kuş yumurtalarıyla beslenmeye başladı. Kendilerini avlayacak dev kediler, çakallar veya kurtlar olmayınca çoğalan rakunlar, şehirlerde de her yeri dağıtmaya ve çöpleri devirip karıştırmaya başladı. En önemlisi hasarı ise Japon tapınakları fark etti. Ülkedeki tapınak yapılarının %80’i maskeli haydutların saldırısına uğradı.

Yani birbiriyle ilgisiz gibi gözüken Franz Ferdinand Suikasti ve Japonya’nın rakun istilası sorunu, gerçekte doğrudan birbirini etkileyen olaylar zincirinin birincil ve son halkaları. O suikast olmasaydı peş peşe iki dünya savaşının yaşandığı döneme girilmeyecekti. Haliyle Japonya da ABD ile değil, Avrupa ile -bilhassa de Hollanda ile– işbirliğine devam edecekti. 

Seride yer alan öteki yazıya aşağıda yer alan bağlantıdan erişebilirsiniz. 


YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Yaz Kızım Suyunu Kendi Getirecek: Neden Oksijenle Hidrojeni Birleştirerek Su Üretemiyoruz?

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.