h Dolar 13,7960 %0.56
h Euro 15,5932 %0.56
h BIST100 1.927,39 %0,89
a İmsak Vakti 06:35
İstanbul 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Yıllar Sonra Tekrar İncelenen 390 Milyon Yıllık Bir Trilobit Fosilinin Gözlerinin İçinde Bir sürü Küçük Göz Olduğu Ortaya Çıktı

İlk olarak yarım yüzyıl önce amatör bir paleontolog tarafından incelenen fosilleşmiş bir trilobit, araştırmacılara kelimenin tam anlamıyla dünyayı görmenin yepyeni bir yolunu açtı. 

1970’lerin başlarında bu antik eklem bacaklıdan alınan röntgenleri tekrar gözden geçiren araştırmacılar, daha önce veya o zamandan beri herhangi bir hayvanda görülmeyen bir göz yapısını ortaya çıkardı. 

1970’lerde alınan örnekler tekrar incelendi

Trilobit fosili

Siemens radyoloji bölümünün başkanı olarak Wilhelm Stürmer, gizli sırları gün ışığına çıkarmak için X-ışınlarını kullanma konusunda epeyce bir bilgi birikimine sahipti. Bu, özellikle de paleontoloji sahalarına gitmek için X-ray ekipmanına sahip bir minibüs hazırlayarak körüklediği bir tutku olan fosilleri incelemeye geldiğinde geçerliydi. 

Radyolojideki uzmanlığına rağmen, bir paleontolog olmadığı için Stürmer’in 0 milyon yıllık bir Phacops geesops fosilinin içinde optik sinirler keşfettiği iddiası pek fazla kişi tarafından ciddiye alınmadı. Konuya dair Köln Üniversitesi paleontologu Brigitte Schoenemann, “O zamanlar, fosillerde yalnızca kemik ve dişlerin, yani canlıların sert kısımlarının görülebildiği, ancak bağırsaklar veya sinirler gibi yumuşak kısımların görülemediği konusunda fikir vardı” şeklinde konuştu. 

Sinirlere ek olarak bir de ommatidia adı verilen fotoreseptör hücreleri andıran bir “lif” düzeni vardı; ancak bu durumda tuhaf bir şekilde, kabaca kendi çaplarının 25 katı kadar uzamışlardı ve bu, ışık toplayan bir yapı için makul olandan çok daha uzundu. Tabii o zamandan beri pek çok şey değişti. Günümüzde paleontologlar, yumuşak doku yapılarının fossillerde  bırakabileceğinin farkında ve buna ek olarak suda eklembacaklıların bileşik gözlerinde süper uzun ommatidia da keşfedildi. 

Her bir göz yaklaşık 200 mercekten oluşuyor

Trilobit fosili

Bu bilgilerin ışığında Schoenemann ve meslektaşları, daha derinlemesine incelemek üzere Stürmer’in orijinal görüntülerini tekrardan ele aldı. Araştırmacılar; fosilin üzerinden modern CT teknolojisiyle iki kez geçtikten sonra, tespit edilen filamentlerin neredeyse kesinlikle optik sinir lifleri olduğunu belirledi. 

Ancak, araştırmacıların dikkatini çeken şey, köpük benzeri lif yuvasının bağlantılı olduğu şeydi: İki birleşik göz gibi görünen şey aslında yüzlerceydi ve sol ve kümelere bölünmüş haldeydi. Schoenemann, “Bu merceklerin her birinin altında, sırayla, her biri yeniden küçük bir bileşik göz oluşturan en az altı faset bulunuyor. Yani bir gözde yaklaşık 200 bileşik göz (her bir merceğin altında bir tane) var.” diyerek bu gözlerin her birinin, boyutları bir milimetreye kadar olan yaklaşık 200 mercekten oluştuğunu aktardı.  

Trilobitler, çeşitli tuhaf ve harika bedenleriyle geniş bir su niş yelpazesini doldurmaya adapte olarak, yüz milyonlarca yıl boyunca okyanuslara az çok hükmetti. Trilobitlerin en harika icatlarından birisi ise; eşi görülmemiş karmaşıklıkta bir görsel sistemdi. Bu sistem onlara avlanmada veya saklanmada, parlaklık ve hareketteki en ince değişiklikleri tespit etmede avantaj sağladı. 

Keşif; yeni soruları da beraberinde getirdi

Trilobit fosili

Artık tek bir mercek gibi görünen şeyin aslında iki ‘hiper göz’ içindeki tek bir bileşik göz olduğunu biliyoruz. Bu her ne kadar bize bu gözlerin neden evrimleştiği hakkında ipucu vermese de, bu olağandışı eklem bacaklı hakkında sormamız gereken soruları değiştiriyor. 

Biyologlar artık, her bir lens arasındaki boşluk israfını düşünmek yerine; yüzlerce minik gözün düşük ışığa uyum sağlamasının veya daha geniş bir alanda ışık koşullarındaki değişikliklere yanıt vermesinin faydaları üzerinde spekülasyon yapabilirler. Schoenemann bununla ilgili olarak “Gözün bireysel bileşenlerinin, örneğin, kontrast artırma veya farklı renklerin algılanmasını sağlayan farklı işlevler gerçekleştirmesi de mümkündür.” şeklinde konuştu. 


YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Tarihi İnsanlığın Başlangıcına Uzanan Fobi: Karanlıktan Neden Korkarız?

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.